

Ancak toplumumuzda cinsellik ile ilgili konuşmak çoğu zaman tabu olarak kabul edilmektedir. Bu durum, cinsel bozukluk yaşayan kişilerin yardım arayışında gecikmelere neden olabilirken aynı zamanda yardım almamalarına da neden olabilmektedir. İnsanlar, hayatının herhangi bir döneminde en az bir kere cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır. Bunun temel sebebi çoğu zaman fizyolojik sebeplere dayandırılsa da, yapılan araştırmalara göre bu sorunların önemli bir kısmının psikolojik temellere dayandığı düşünülmektedir.
Bu yazıda, cinsel bozuklukların psikolojik kökenine değinirken aynı zamanda toplumdaki yanlış yaygın inanışlar ele alınmaktadır.
Cinsel bozukluklar, kişinin cinsel ilişki sırasında fiziksel ya da duygusal doyumu yaşayamaması gibi durumları kapsamaktadır. Bu sorunun ortaya çıkmasında kişinin gündelik sıkıntıları, stres, kaygı, özgüven eksikliği ve partneri ile olan sorunları etkili olabilmektedir. Aynı zamanda erken dönemde yaşamış olduğu travmalarda bu bozukluğu besleyebilmektedir. Bu cinsel travmalar aslında insanlarda görünmeyen bir yük oluverir. Ne yazık ki birçok kişi, yaşadığı travmanın yükünü kendisine yükler ve bu durum büyük suçluluk ve utanç duygusuna neden olabilirken bilinçdışı bir süreçte de kişi kendisine bir ceza verme, bedel ödeme ve cinsel deneyimi, doyumu “hak etmeme” hissiyle kendisini engeller. Kişi erken dönemde cinsel taciz yaşamışsa bundan dolayı kendisini suçlu hissedip kendisinin bu bozukluğu yaşamasıyla bilinçdışında bir rahatlama yaşayabilir. Bundan bağımsız olarak örneğin, evlilikte sadakatsizlik yaşayan bir kişi partnerini aldattığı için ve suçluluk duygusunu bastırmak için cinsel ilişkilerinde aşırı performans gösterme veya tamamen cinsel ilişkiye girmemek gibi uçlara kayabilir. Bu durum, cinsel bozukluğu beslediği için bozukluğu devam ettirir.
Toplumdaki yanlış yaygın inanışlar da cinsel bozuklukların oluşmasında etkisinin olmasıyla birlikte bu bozuklukların ilerlemesine neden olabilir. Bu inanışlar: “Erkekler her zaman cinselliğe hazırdır” bu inanç kişinin performans kaygısını güçlendirir ve bozukluğun oluşmasına zemin hazırlar. “Kadınlar için cinsellik önemli değil, duygusal yakınlık yeterlidir” bu inanç kişinin kendisini geri çekmesine neden olabilir. “Zamanla kendiliğinden geçer” bu inanç nedeniyle kişi yardım arayışına girmez ve sorunlar konuşulmadıkça çözülmez sadece süreç uzamaktadır.
Cinsel bozuklukların çözümünde toplumdaki bazı tabuları yıkarak bu konuda destek almak önemlidir. Cinsel bozukluğa sahip kişilerin profesyonel destek almaktan çekinmemeleri sorunun çözümüne ulaştıracaktır.
WhatsApp Destek Hattı